Günümüzde ev sahipleri, taşınmazlarını satmak veya yeniden kiralamak istediklerinde hâlihazırda evde oturan kiracılarla karşı karşıya kalabilmektedir. Bu durum, hem mülkiyet hakkı sahibi olan ev sahibi için hem de konutun fiilî kullanıcısı olan kiracı için önemli bazı hukuki ve pratik sonuçlar doğurmaktadır. Peki, ev sahibi kiracı varken evi gösterebilir mi? Kiracının bu sürece katlanma yükümlülüğü var mıdır? Bu sorular, özellikle gayrimenkul satış ve yeniden kiralama sürecinde oldukça sık gündeme gelmektedir.
Bu makalemizde, Türk Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde kiracının evi gösterme yükümlülüğü, ev sahibinin hak ve sorumlulukları ile taraflar arasındaki olası ihtilafların çözüm yolları detaylı şekilde ele alınacaktır. Evin gösterilmesi sürecinde izlenmesi gereken hukuki adımlar, ihtarname örnekleri, dava süreçleri ve kiracının özel hayatına saygı ilkesi gibi konulara dair tüm güncel bilgiler, makalemizde sizleri bekliyor.
Kiracı Evi Göstermek Zorunda Mı?
Evde kiracı bulunurken evin satılması ya da yeniden kiralanması amacıyla gösterilmesi durumu, hem ev sahibinin hem de kiracının hak ve yükümlülüklerini gündeme getirir. Bu konuda Türk Borçlar Kanunu’nun 319. maddesi açık bir düzenleme içermektedir. Kiracı, satış, bakım veya yeniden kiralama gibi haklı ve zorunlu nedenler mevcutsa, kiraya verenin veya onun yetkilendirdiği üçüncü kişilerin evi gezip görmesine izin vermekle yükümlüdür.
Ancak bu yükümlülük, sınırsız bir hak anlamına gelmez. Kiracının yaşam alanı, özel hayatın gizliliği ilkesine tabidir. Bu nedenle ev sahibinin, evi göstermek istediğini kiracıya makul bir süre öncesinden bildirmesi gerekir. Bildirim yazılı olabileceği gibi sözlü de yapılabilir; ancak ihtilaf durumunda yazılı bildirim, özellikle noter ihtarnamesi olarak yapılmışsa, ispat açısından daha güçlü bir delil teşkil eder.
Kiracı, kendisinin müsait olduğu gün ve saatleri ev sahibine bildirmekle yükümlüdür. Ev sahibi de bu zaman dilimlerine riayet etmek zorundadır. Ziyaretin sıklığı ve süresi, kiracının özel hayatını aşırı şekilde zorlamamalıdır. Aksi halde, kiracının haklarının ihlali söz konusu olabilir.
Sonuç olarak, kiracı evi göstermekle yükümlüdür; ancak bu yükümlülük, karşılıklı anlayış ve hukuk çerçevesinde yürütülmelidir. Tarafların uzlaşamaması hâlinde yasal başvuru yolları açıktır ve mahkeme kararıyla sürece yön verilebilir.
Ev Sahibi Kiracı Varken Evi Gösterebilir Mi?
Ev sahibi, mülkiyet hakkı kapsamında taşınmazı satmak veya yeniden kiraya vermek isteyebilir. Ancak bu süreçte taşınmazda kiracı oturuyorsa, evin gösterilmesi ev sahibinin tek taraflı iradesiyle gerçekleştirilemez. Türk Borçlar Kanunu’nun 319. maddesi bu konuda açık bir düzenleme getirmiştir. Kanuna göre, kiracı kiralananın satışı, yeniden kiraya verilmesi ya da bakım-onarım çalışmaları gibi gerekçelerle yapılacak ziyaretlere “katlanmakla” yükümlüdür. Ancak bu yükümlülüğün sınırları da kanunla belirlenmiştir.
Ev sahibi, evi göstereceği zamanı önceden kiracıya bildirmek zorundadır. Bu bildirim “uygun bir süre önce” yapılmalı ve ziyaretin zamanı, kiracının günlük yaşamını aksatmayacak şekilde belirlenmelidir. Kiracı, bildirilen tarihte ve saatte evin görülmesine izin vermelidir; ancak bu hak, ev sahibinin dilediği zaman, haber vermeksizin evi gezdirmesi anlamına gelmez. Aksi bir durumda kiracının konut dokunulmazlığı ihlal edilmiş olur.
Ev sahibi yalnızca taşınmazı göstermekle yetinmeli, kiracının özel yaşam alanlarına saygı göstermelidir. Özellikle yatak odası, kişisel eşyaların bulunduğu alanlar gibi mahrem bölgelerin gösterimi konusunda hassas davranılmalı, kiracının izni olmadan bu alanların tanıtımı yapılmamalıdır.
Özetle, ev sahibi kiracı varken evi gösterebilir, fakat bu hakkını ancak kanunda belirtilen sınırlar çerçevesinde ve kiracının haklarına saygı göstererek kullanabilir. Aksi halde hem hukuki hem cezai yaptırımlarla karşı karşıya kalması mümkündür.
Kiracının Evi Göstermemesi Tahliye Sebebi Mi?
Kiracının, ev sahibinin satış veya yeniden kiralama amacıyla evi göstermek istemesi karşısında bu talebe sürekli olarak olumsuz yanıt vermesi, hem ev sahipleri hem de kiracılar açısından ciddi bir tartışma konusudur. Peki, kiracının evi göstermemesi yasal anlamda tahliye nedeni olarak kabul edilir mi?
Bu sorunun yanıtı, Türk Borçlar Kanunu ve içtihatlar çerçevesinde değerlendirilmelidir. TBK madde 319, kiracının evi gösterme yükümlülüğünü düzenler; ancak bu yükümlülüğe aykırılık tek başına tahliye gerekçesi oluşturmaz. Yani, kiracının evi göstermemesi halinde doğrudan tahliye kararı verilmesi mümkün değildir.
Bununla birlikte, evi göstermeme haliyle birlikte kiracının başka yükümlülükleri de ihlal etmesi, örneğin:
- Kira bedelini düzenli ödememesi,
- Evi kötü kullanması veya zarara uğratması,
- Ev sahibine haber vermeden uzun süreli kullanım dışı bırakması
gibi durumlar söz konusuysa, bu davranışlar bir bütün olarak değerlendirilir ve tahliye davasına gerekçe oluşturabilir.
Kiracı Evi Göstermiyorsa Ne Yapılır?
Kiracı, Türk Borçlar Kanunu gereği, kiralananı bakım, satış veya yeniden kiralama amacıyla üçüncü kişilere göstermekle yükümlüdür. Ancak bazı durumlarda kiracılar bu yükümlülüğü yerine getirmekten kaçınabilir. Peki bu durumda ev sahibi hangi yolları izleyebilir?
Öncelikle, ev sahibinin bu talebini kiracıya uygun bir dille ve makul bir süre öncesinden iletmesi gerekir. Bu bildirim sözlü olabileceği gibi, özellikle ispat kolaylığı sağlaması açısından noter aracılığıyla yapılan yazılı ihtar şeklinde de yapılması tavsiye edilir.
Kiracının evi göstermeyi reddetmesi hâlinde ev sahibi şu adımları atabilir:
- Yazılı ihtarname göndermek: Ev sahibi, kiracının evi göstermesi yönünde yazılı bir ihtarda bulunmalıdır. Bu ihtar, hukuki sürecin başlangıcı niteliğindedir.
- Arabuluculuğa başvurmak: 2023 itibarıyla zorunlu hale gelen arabuluculuk süreci, dava açmadan önce başvurulması gereken bir adımdır. Taraflar burada uzlaşamazsa dava yoluna gidilebilir.
- “Kiralananı Göstermeye İzin İstemli” dava açmak: Arabuluculuk sürecinden sonuç alınamazsa ev sahibi, taşınmazın bulunduğu yerdeki Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurarak, belirli gün ve saatlerde evi gösterebilme izni talep edebilir.
Yargılama sürecinde mahkeme, kiracının özel hayatına saygı ve ev sahibinin mülkiyet hakkı arasında bir denge kurmaya çalışır. Evin ne sıklıkla, hangi saat aralığında gösterileceği karara bağlanır.
Kiracı mahkeme kararına rağmen hâlâ evi göstermiyorsa, bu durumda icra yolu ile kararın uygulanması mümkündür. Ancak bu da, yine belirli bir prosedür dâhilinde yürütülmelidir.
Sonuç olarak, kiracının evi göstermemesi durumunda ev sahibinin başvurabileceği hukuki yollar mevcuttur, fakat süreç iyi planlanmalı, usulüne uygun adımlar izlenmeli ve kiracının hakları da göz önünde bulundurulmalıdır.
Kiracının Evi Gösterme Talebi İhtarnamesi
Kiracı, Türk Borçlar Kanunu’nun 319. maddesi uyarınca kiralananı göstermekle yükümlüdür. Ancak uygulamada bazı kiracılar bu yükümlülüğü yerine getirmemekte, ev sahipleri ise haklarını koruyabilmek adına ihtarname yoluna başvurmaktadır. Peki, kiracının evi göstermesi için nasıl ihtar çekilir? Hangi yöntem izlenmelidir?
İhtarname, ev sahibinin kiracıya yaptığı resmi uyarı niteliğindedir. Bu bildirim noter kanalıyla yapılmalıdır. Sözlü bildirim geçerli olmakla birlikte, ispat açısından yetersiz kalabilir. Yazılı ihtar ise özellikle dava sürecinde güçlü bir delil olarak kabul edilir.
İhtarnamede aşağıdaki unsurlar mutlaka yer almalıdır:
- Kiraya verenin ve kiracının kimlik bilgileri,
- Kiralananın adresi,
- Evin gösterilme amacı (satış, yeniden kiralama gibi),
- Talep edilen tarih ve saat aralığı,
- Hukuki dayanak: Türk Borçlar Kanunu madde 319,
- Kiracının evi göstermemesi hâlinde doğabilecek hukuki sonuçlara dair uyarı.
İhtarnamenin dili resmi ve net olmalı, taraflar arasında gereksiz bir gerilime yol açmayacak şekilde hazırlanmalıdır. Ayrıca noter ihtarının bir örneği, ileride açılacak dava dosyasına eklenmelidir.
Unutulmamalıdır ki, ihtarname çekilmeden doğrudan mahkemeye başvurulması, usul yönünden eksiklik yaratabilir. Bu nedenle, kiracı evi göstermiyorsa ilk ve en doğru adım yazılı ihtarla uyarıda bulunmaktır. Bu, hem hak kaybını önleyecek hem de sonraki aşamalarda ev sahibinin pozisyonunu güçlendirecektir.
Kiracının Evi Gösterme Yükümlülüğü Davası
Ev sahibi, kiracının evi göstermeyi reddetmesi durumunda bazı hukuki haklara sahiptir. Bu hakların başında da “kiralananı göstermeye izin istemli dava” gelir. Bu dava, Türk Borçlar Kanunu’nun 319. maddesine dayandırılır ve taşınmazın bulunduğu yer Sulh Hukuk Mahkemesi’nde açılır.
Bu davanın amacı, mahkeme kararıyla kiracının belirlenen tarih ve saatlerde evi göstermeye zorunlu hale getirilmesidir. Özellikle evin satılması veya yeniden kiralanması gibi zorunlu gerekçeler mevcutsa, mahkeme bu talebi çoğunlukla olumlu karşılamaktadır. Ancak bu süreçte kiracının özel hayatı, iş durumu ve yaşam koşulları da dikkate alınır.
Dava süreci şu şekilde işler:
- Arabuluculuk başvurusu zorunludur. Önce arabulucuya başvurulur, uzlaşma sağlanamazsa dava açılır.
- Dava dilekçesinde, kiracının evi göstermeyi reddettiğine dair noter ihtarnamesi, kira sözleşmesi ve evin satış/kiralama amacı belirtilmelidir.
- Mahkeme, delilleri inceledikten sonra, kiralananın hangi gün ve saatlerde gösterilebileceğine karar verir.
Verilen karar bağlayıcıdır. Kiracı bu karara uymakla yükümlüdür. Aksi takdirde, ev sahibi icra müdürlüğü aracılığıyla ilamın yerine getirilmesini talep edebilir.
Bu dava sayesinde, ev sahibi mülkiyet hakkını korurken, kiracının da özel hayatına müdahale edilmemesi sağlanır. Süreç dikkatli bir şekilde yürütülmeli, hukuki prosedürler eksiksiz takip edilmelidir. Bu noktada uzman bir avukattan destek almak, dava sürecinin sağlıklı ilerlemesi açısından büyük önem taşır.
Kiralananı Göstermeye İzin İstemli Dava
Kiracının, ev sahibinin taleplerine rağmen evi göstermeyi reddetmesi halinde başvurulabilecek en etkili yasal yol, kiralananı göstermeye izin istemli dava açmaktır. Bu dava, Türk Borçlar Kanunu’nun 319. maddesine dayanır ve kiracının evi göstermesi yönündeki yükümlülüğünü yargı kararı ile fiilen uygulamaya geçirmeyi amaçlar.
Dava, kiralanan taşınmazın bulunduğu yer Sulh Hukuk Mahkemesi’nde açılır. Davacının (ev sahibinin) elinde, daha önce yapılmış yazılı ihtar veya arabuluculuk tutanağı gibi belgelerin bulunması davayı güçlendirecektir. Mahkemeye sunulacak deliller arasında genellikle şu belgeler yer alır:
- Noter ihtarnamesi veya yazılı bildirim örnekleri,
- Kira sözleşmesi,
- Satış veya yeniden kiralama niyetine dair belgeler, ilanlar vb.
Mahkeme, kiralananın özelliklerini ve tarafların beyanlarını dikkate alarak evin hangi gün ve saatlerde gösterilebileceğine dair bir karar verir. Bu karar verilirken hem ev sahibinin mülkiyet hakkı hem de kiracının özel hayatına saygı ilkesi dikkate alınır.
Karar kesinleştikten sonra kiracı, belirtilen tarihlerde evi göstermek zorundadır. Bu karara uyulmaması durumunda, ev sahibi icra müdürlüğü aracılığıyla ilamın uygulanmasını talep edebilir. Gerekli görülmesi halinde polis marifetiyle evin açılması ve gösterim yapılması da mümkündür.
Ev Sahibi Evin Fotoğraflarını Çekebilir mi?
Ev sahiplerinin taşınmazlarını satmak ya da kiraya vermek istemesi durumunda, internet ortamında ilan vermek amacıyla evin fotoğraflarına ihtiyaç duyulmaktadır. Ancak evde kiracı bulunuyorsa, bu durum bazı özel hukuk kuralları çerçevesinde değerlendirilmelidir. Peki, ev sahibi kiracısının oturduğu evin fotoğraflarını çekebilir mi? Bu durum hukuken mümkün müdür?
Öncelikle belirtmek gerekir ki, kiracının oturduğu ev, onun konut dokunulmazlığı kapsamındadır. Dolayısıyla ev sahibinin, kiracının izni olmadan eve girerek fotoğraf çekmesi hukuka aykırıdır. Böyle bir davranış, Türk Ceza Kanunu’nun 116. maddesi uyarınca “konut dokunulmazlığının ihlali” suçunu oluşturabilir.
Evin içinin fotoğraflanması sırasında dikkat edilmesi gereken bazı hukuki ve etik hususlar şunlardır:
- Kiracıya önceden bildirim yapılmalı ve açık rızası alınmalıdır.
- Fotoğraflarda kiracının özel eşyaları, kişisel alanları (yatak odası, ilaçlar, belgeler vs.) görünmemelidir.
- Kiracının kendisinin veya özel hayatına dair görüntülerin fotoğraflarda yer alması, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) kapsamında hukuka aykırı kabul edilir.
Ev sahibinin rızaya dayalı olarak, sadece taşınmazın mimari yapısını, genel kullanım alanlarını ve iç düzenini gösteren fotoğraflar çekmesi mümkündür. Burada amaç, yalnızca mülkün tanıtımı olmalıdır; aksi halde özel hayatın gizliliği ihlali gündeme gelebilir.
Sonuç olarak, ev sahibi kiracının izni olmadan evin fotoğraflarını çekemez. Kiracının rızasıyla ve özel hayatına zarar vermeyecek şekilde hareket edilmesi, hem hukuki hem de ahlaki sorumluluğun gereğidir. Her iki tarafın da karşılıklı haklarına saygı göstermesi, bu sürecin çatışmasız ve yasal zeminde yürütülmesini sağlayacaktır.
Kiracının Evi Gösterme Zorunluluğu Kaç Gün?
Kiracının, taşınmazı satış ya da yeniden kiralama amacıyla göstermek zorunda olduğu süreç, hem ev sahipleri hem de kiracılar açısından sıkça merak edilen bir konudur. Ancak Türk Borçlar Kanunu’nda bu yükümlülüğün kesin bir süreyle sınırlandırıldığına dair açık bir hüküm bulunmamaktadır.
Uygulamada bu süre, genellikle kira sözleşmesinin sona ermesine yakın dönemlerle sınırlı olarak değerlendirilir. Özellikle belirli süreli kira sözleşmelerinde, sürenin bitimine 2-3 ay kala bu süreç başlar ve tahliye gerçekleşene kadar devam eder. Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde ise, ev sahibinin tahliye niyetiyle kiracıya yazılı bildirimde bulunmasından sonra başlayan fesih süreci içinde bu yükümlülük uygulanır.
Mahkemeler ve içtihatlar genellikle şu kriterleri esas alır:
- Kiracının günlük yaşamına zarar vermeyecek sıklıkta gösterim yapılmalı,
- Ziyaretler önceden bildirilerek ve makul saatlerde gerçekleştirilmeli,
- Gösterimlerin süresi haftada birkaç günü aşmamalı ve her biri kısa tutulmalıdır,
- Gerekirse mahkeme kararı ile haftada 1-2 gün, 1-2 saatlik zaman dilimleri belirlenebilir.
Kiracı bu süre zarfında makul ölçüde evi göstermeye katlanmak zorundadır. Fakat bu süre, kiracının özel hayatını aşırı şekilde zorlayacak düzeyde uzatılamaz. Örneğin günde 3-4 kez gelen alıcı adayları, kiracının yaşamını zorlaştırıyorsa bu artık kötü niyetli kullanım olarak değerlendirilir.
Kiracının Evi Göstermemesi Halinde Ne Yapılabilir?
Kiracının, ev sahibinin yazılı veya sözlü bildirimine rağmen kiralananı göstermeyi sürekli olarak reddetmesi hâlinde, ev sahibi açısından çeşitli hukuki başvuru yolları mümkündür. Bu tür bir direnç, Türk Borçlar Kanunu’na açıkça aykırıdır ve çözümü için belirli bir prosedür izlenmelidir.
Öncelikle ev sahibinin izlemesi gereken adımlar şunlardır:
- Yazılı ihtarname gönderilmesi: Noter aracılığıyla yapılacak bu bildirim, hem hukuki bir uyarı niteliğindedir hem de ileride açılacak dava için güçlü bir delil oluşturur.
- Zorunlu arabuluculuk süreci: 2023 yılı itibarıyla kira hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabuluculuk süreci zorunlu hale gelmiştir. Ev sahibi bu adımı atlamadan arabuluculuk başvurusu yapmalıdır.
- Kiralananı göstermeye izin istemli dava: Arabuluculuk sürecinden olumlu sonuç alınamazsa, Sulh Hukuk Mahkemesi’nde bu dava açılabilir. Mahkeme, evin ne zaman ve hangi şartlarda gösterilebileceğine dair bağlayıcı bir karar verir.
- Mahkeme kararına rağmen direnişin devamı hâlinde icra takibi: Mahkeme kararı ilam niteliğinde olduğu için, kararın icrası cebri icra yoluyla mümkündür. Gerekirse kolluk marifetiyle ev açılır ve gösterim sağlanır.
Ancak tüm bu süreçlerde, kiracının özel yaşamı, iş saatleri, mahremiyeti ve ailesel durumu da dikkate alınmalıdır. Ev sahibinin hakkını ararken kötü niyetli bir tutum sergilememesi önem arz eder. Aksi takdirde, haksız uygulamalar hem kira ilişkisini zedeleyecek hem de kiracının tazminat davası açmasına yol açabilecektir.
Kiracının Evi Gösterme Zorunluluğu Nedir?
Kiracının evi gösterme zorunluluğu, Türk Borçlar Kanunu’nun 319. maddesi kapsamında açıkça düzenlenmiş bir yükümlülüktür. Bu maddeye göre kiracı, kiralananı bakım, satış ya da yeniden kiralama amacıyla, ev sahibinin veya onun yetkilendirdiği kişilerin gezip görmesine izin vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğün amacı, mülk sahibinin mülkiyet hakkını kullanmasını mümkün kılmak ve taşınmazın el değiştirme ya da kiraya verilme sürecinin kesintisiz yürütülmesini sağlamaktır.
Ancak bu yükümlülük sınırsız bir yetki anlamına gelmez. Kiracının:
- Makul süre öncesinde bilgilendirilmesi,
- Uygun bir gün ve saat aralığında gösterim yapılması,
- Özel yaşam alanlarının ihlal edilmemesi,
- Ziyaret sıklığının kiracının günlük düzenini bozmayacak şekilde planlanması
gerekmektedir. Yani, ev sahibi dilediği zaman evi gezdiremez; kiracının yaşam hakkı ve mahremiyeti bu süreçte gözetilmelidir.
Kiracının bu yükümlülüğe uymaması hâlinde ev sahibi, önce noter ihtarnamesiyle resmi uyarıda bulunmalı, ardından sonuç alınamazsa arabuluculuk ve dava yoluna başvurmalıdır. Mahkeme, evin gösterileceği gün ve saatleri tespit ederek kiracıyı bu konuda yasal yükümlülük altına sokabilir.
Mahkeme Kararına Rağmen Evi Göstermeyen Kiracı
Kiracının, ev sahibinin başvurusu üzerine mahkemece belirlenen tarih ve saatlerde kiralananı göstermesi yönünde verilen karara rağmen bu yükümlülüğe uymaması, artık yalnızca hukuki değil, aynı zamanda cebri icra müdahalesini gerektirecek bir aşamaya taşınır. Peki mahkeme kararına rağmen evi göstermeyen kiracıya karşı ne yapılabilir?
Bu durumda ev sahibi, mahkeme kararını icraya koyarak ilamlı icra takibi başlatabilir. Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından verilen karar ilam niteliğinde olduğundan, İcra İflas Kanunu’nun 24. ve devamı maddeleri uyarınca icra dairesi aracılığıyla zorla uygulanabilir. İcra müdürlüğü, gerekirse kolluk kuvveti desteğiyle eve girerek evin gösterilmesini sağlar.
Kiracı, bu aşamada hâlâ direnç gösterirse şu risklerle karşılaşır:
- Mahkeme kararına uymamaktan dolayı adli yaptırım riski,
- Konut dokunulmazlığına ilişkin şikâyetlerin gündeme gelmesi,
- Ev sahibinin diğer haklı nedenlerle tahliye davası açabilme imkânı,
- Uğranan zararlar nedeniyle maddi tazminat talepleriyle karşı karşıya kalması.
Ayrıca kiracının bu davranışı kötü niyetli olarak değerlendirilirse, mahkeme tarafından kira sözleşmesinin feshine yol açabilecek ağır bir sözleşme ihlali olarak da yorumlanabilir. Bu durumda ev sahibi, yalnızca gösterim değil, tahliye davası da açma hakkını kazanabilir.
Kiracının Evi Gösterme Sürecinde Tazminat Hakkı
Kiracı, her ne kadar Türk Borçlar Kanunu kapsamında evi göstermekle yükümlü olsa da bu süreçte özel hayatının ve kişisel haklarının korunması da temel bir ilkedir. Ev sahibi bu hakkını kullanırken kiracının mahremiyetine zarar verici, kötü niyetli veya aşırı zorlayıcı davranışlarda bulunursa, kiracının tazminat talep etme hakkı doğabilir.
Tazminat hakkının gündeme gelebileceği başlıca durumlar şunlardır:
- Ev sahibinin haber vermeden veya çok sık aralıklarla evi göstermek istemesi,
- Kiracının özel alanlarının (örneğin yatak odası) izinsiz şekilde alıcılara açılması,
- Kiracının izni olmaksızın fotoğraf veya video çekilerek paylaşılması,
- Gösterim sırasında kiracının kişisel eşyalarının veya yaşam düzeninin ifşa edilmesi,
- Kişisel verilerin rızasız kullanılması (örneğin kamera görüntüsü paylaşımı).
Bu gibi durumlarda kiracı, maddi zararları için maddi tazminat, kişilik haklarının ihlali hâlinde ise manevi tazminat talebinde bulunabilir. Bu talepler, Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu kapsamında açılacak hukuk davalarıyla ileri sürülebilir.
Kiracının tazminat hakkı, özellikle ev sahibinin gösterim hakkını kötüye kullanması hâlinde daha güçlü hale gelir. Bu nedenle ev sahiplerinin kiralama süreci bitmeden taşınmazı pazarlama aşamasında dikkatli ve ölçülü hareket etmeleri gerekir. Sürekli baskı, tehdit ya da özel yaşamın ihlali, sadece tazminat değil, bazı durumlarda cezai sorumluluğu da beraberinde getirebilir.
